7 Ocak 2012 Cumartesi

Orly oje çekilişi

"http:www.onlineeczanem.com ve http:// alisverisdellysi.blogspot.com işbirliğiyle Orly Oje SERİSİ Ürünü hediye kampanyası başlamıştır.. sizde katılmak ve şansınızı denemek isterseniz çekilişe katılın :) "

5 Ocak 2012 Perşembe

Makale paylaşmayı bir türlü becerememiştim. kendi bölümümüzle ilgili bir makale, dersimizle de uygun konulu olunca paylaşmak istedim. Makalede dişeti hastalığı olan bireyler iki gruba ayrılmış. Bir gruba sadece fırçalama ve ip kullanma eğitimi verilip diş yüzeyleri temizlenmiş, diğer gruba ise sorular sorularak kendilerindeki dişeti hastalığını farkedip etmedikleri bakıldıktan sonra diğer grupla aynı işlemler yapılmş. Sonuç olarak motive olanların sonçları daha iyi bulunmuş. :Çalışma üniversite dahilinde internetten başlığı aratınca çıkıyor. Ben buraya eklemeyi başaramadım ne yazıkki:(

Application of self‐regulation
theory and motivational interview
for improving oral hygiene: a
randomized controlled trial
Godard A, Dufour T, Jeanne S. Application of self-regulation theory and
motivational interview for improving oral hygiene: a randomized controlled trial.
J Clin Periodontol 2011; 38: 1099–1105. doi: 10.1111/j.1600-051X.2011.01782.x.
Abstract
Aim: Because patient adherence to oral hygiene is essential for periodontal treatment
success, the aim of the study was to assess whether a motivational interview
addressing the five dimensions of Leventhal’s theory performed better than conventional
basic instruction on improving compliance with plaque control among
patients with periodontitis.
Materials and Methods: A randomized controlled clinical trial design was used in
which a group of patients underwent a motivational interview in addition to
classical consultation. A control group received only the standard consultation.
The O’Leary Plaque Index was used to judge the oral hygiene at baseline and at
1 month follow-up. Patient satisfaction with the dental visit was scored using a
specific questionnaire.
Results: At baseline, the mean full mouth plaque score varied between 55%
(experimental group) and 58% (control group). Patients in the experimental
group had a higher oral hygiene improvement (21 ± 20% versus 4 ± 5%,
p < 0.001) 1 month post-treatment. The motivational interview resulted in greater
satisfaction scores compared with those of patients in the control group:
10.55 ± 1.53 versus 8.82 ± 2.40, p = 0.014.
Conclusions: This new concept of motivational interview is a promising approach
and can be useful for counselling-related periodontal disorders.
Antoine Godard1,2, Thomas Dufour1,2
and Sylvie Jeanne1,2
1Universite´ de Rennes 1, Faculte´
d’Odontologie, Universite´ Europe´enne de
Bretagne, Rennes, Cedex, France; 2CHU de
Rennes, Poˆ le d’Odontologie et de Chirurgie
Buccale, Rennes, France
Key words: behaviour change; compliance;
motivational interview; oral hygiene
behaviour; periodontitis
Accepted for publication 23 July 2011
Periodontal diseases affect health
both from an oral health perspective
and systemically (Scannapieco et al.
2010). Based on the International
Classification of Periodontal Diseases
(Armitage 1999), 50% of adults in
France may suffer from a severe
attachment loss problem (Bourgeois
et al. 2007). Positive correlations
between inflammation and plaque
and loss of attachment and plaque
have been reported (Waerhaug 1977).
Therefore, oral hygiene plays a major
role in the success and efficiency of
periodontal treatments by the combination
of brushing, flossing and use
of inter-dental aids and chemical
agents when needed. Unfortunately,
most patients are not completely
effective at plaque removal (Philippot
et al. 2005). According to Checci
et al. (1994), adherence to periodontal
therapy and maintenance generally
decreases with increasing time
since treatment, and even the most
meticulous periodontal therapy may
be ineffective. Motivating patients to
adhere to periodontal treatment continues
to be difficult among a large
percentage of patients. Adherence to
an oral hygiene regimen is becoming
more important now that a larger
proportion of people retain their
teeth until later in life. Also, the
greater use of implant technology
means that effective oral hygiene is a
prerequisite for successful treatment.
Conflict of interest and source of
funding statement
The authors have no conflicts of interest
to declare. The authors have no
institutional, private, or corporate
financial support sources to declare.
© 2011 John Wiley & Sons A/S 1099

18 Aralık 2011 Pazar

Davranışçılık üzerine video paylaşımı:)

video

Eklediğim video TheBigBangTheory adlı dizinin bir bölümünde geçen bir olay, dizinin karakterlerinden Sheldon, Penny'e doğru davranışlarını pekiştirmesi için positif pekiştireç olarak çikolata veriyor:)benim çok hoşuma gitti umarım beğenirsiniz.

P.S: Bölümün türkçe altyazılı versiyonu çok uzun ve konuyla ilgili olamayan kısımları fazla diye kesilmiş versiyonunu koyuyorum ama ne yazık ki bunun da alt yazısı yok.Ama ingilizceleri bayağı anlaşılır:)

L:Ok, I know what you're doing
S:Really?
L:Yes, you're using chocalate as a positive reinforcement for what you consider as correct behaviour!
S:Very good, chocalate?
L:Nooo, I don't....Sheldon, you can't train Penny like a lab rat!
S:Actually turns out I can
L:Well, you shouldn't
S:There's just no pleasing you, is there Leonard?You were not happy with my previous approach dealing with her so I decided to employ Upward conditioning techniques, building a world so I can be F.Skinner:))

10 Aralık 2011 Cumartesi

2haftalik yansıtma

Öncelikle sadece telefonumdan İnternet'e baglanabildigim için yazım biraz düzyazi seklinde olacak...
Gecen hafta dersten aklımda kalan cümleleri bir kenara not etmiştim onları olduğu gibi paylaşıyorum:
Cevre koşulları genetik sınırları çizer.her bireyin tüm yetenek alanlarında son noktaya gelmesini istiyoruz . Haber verici önce ya da sonra verilebilir. Benzer uyarıcılara aynı tepki verilir. Koşullama bir şeyi sevdirmek veya olumsuz imajı gidermek için kullanılır.cezanin istenmeyen davranışı engellemede hiçbir etkisi yok.ogrenilmis çaresizlik :beni şimdiden sınıfta bırakın gibi. Pire ve balik deneyi.ard arda bir sürü basarı yakalarsa üstesinden gelir.

Bu hafta artık davranışı kuramlarda epey bir yol kat ettik. Davranışı kuramların sevdiğim tarafı bir olayı parçalara ayırarak ve sebep-sonuc iliskisine bakarak yaklaşımda bulunmaları...böylece daha tekrarlanabilir ve gözlenebilir oluyorlar ki bu da bir nevi bilimselliklerini gösteriyor diğer yandan daha önce Dr.sigmund Freud'un kuramının da mantıklı gelen noktaları olmuştu o acıdan bakınca da davranışı kuramların isi bir bakıma daha basite aldıklarıni idusunuyorum...bu insanı inceleme acısından iyi bir seyken bilinc Disi ve bilinçaltını gözardi etmesine yol acmış
Sonuc olarak insanı ve öğrenmesini anlamak yolunda bir çok sağlam kuram kurulmuş ki bunların hepsinin bugün ki gelişmemize önemli katkıları olduğunu düşünüyorum ...

20 Kasım 2011 Pazar

Ericson,Maslow ve Hümanizm...


İşte Ericson'ın kişilik gelişim kuramının aklıma getirdikleri:) Family guy'ımız 3-6 yaş arasında girişimcilik-suçluluk döneminde sürekli soru sorup cevap almak istiyor:))


Maslow'un kendini gerçekleştirme yolundaki bireyin özelliklerine katılmakla birlikte ihtiyaçlar hiyerarşininin karmaşık bir yapı olduğunu düşünüyorum. Bir aşamadaki ihtiyaçlar bir noktaya kadar karşılanmadıkça bir üst basamaktaki ihtiyaç hissedilmezken bazen anlık olarak farklı konular için alt basamaklara düşmüş olabiliriz. Örneğin kendimizi değerli,saygın ve başarılı hissettiğimizde bile hayatımızdaki önemli bir kişiyle sorunlar yaşadığımızda o ilişki için ait olma-yakınlık ihtiyacı hissedebiliriz.

Hümanizm

Felsefi ve edebi bir düşünce olan hümanizm İtalya'da 14.yy'ın ikinci yarısında ortaya çıkıp modern kültürün önemli bir unsuru olarak Avrupa'nın diğer şehirlerine de yayılmıştır.Hümanizm insanın değrini kabul eden; onu herşeyin ölçütü olarak tanımlayan,insanın doğasını, yetilerini ya da ilgilerini konu alan bir felsefedir.Hümanizm eğitimden hukuka kadar birçok alana yön vermiştir.

Hümanistik Psikoloji akımını etkileyen ilk adımlar Avrupa’daki varoluşçu analitik eğilimdir. Bu eğilim hem
 felsefenin insanın klinik incelenmesine uygulanması arzusu hem de Freud’un insan modeline tepki olarak 
doğmuştur. Birleşik Devletlerde 1950’lerin sonuna doğru benzeri bir hareket başlamış, 1960’larda bu hareket
yüzeye çıkmıştır. Akademik Psikolojide 1950’lere kadar iki önemli ideoloji okulu egemendi: Davranışçılar ve
 psikanaliz. Bazı Kişilik Kuramcıları 1940’larda hem davranışçılığın hem de psikanalizin sınırlılıklarından rahatsız olmaya başladılar (Örneğin, Allport, Maslow, Rogers). Bu iki yaklaşımın insanı insan yapan en önemli bazı özellikleri dışladığını düşünüyorlardı (Örneğin, seçim, sevgi, öz farkındalık). 1950’de bu kişiler resmi olarak “Hümanist Psikoloji” adını verdikleri yeni bir ideolojik okul kurdular. Böylece psikolojide “üçüncü güç”
doğdu. 1961 yılında Amerikan Hümanist Psikoloji Derneği Hümanist Psikoloji dergisini kurdu. Derginin yazı
 kurulunda Carl Rogers, Rollo May, Abraham Maslow gibi isimler vardı.
Hümanizmin birçok temel prensibi vardır. Hümanist düşünürler realisttirler. Hayatın her yönünü keşfetmeye çalışır, hiçbir düşünceden kaçmazlar. Yine bu bağlamda insanı olduğu gibi, bütün yönleriyle onaylar, kavramaya çalışırlar. Hümanizm, insanı bu denli gerçekçi bir biçimde kabul etmesi ve incelemesinin sonucunda onun en karanlık yönlerini, derinlerde yatan çelişkilerini ortaya çıkarmıştır.
            Hümanistler mevcut hiçbir doktrini takip etmemiş, bütün dogmaları sorgulanabilir kılmışlardır çünkü anlamanın ve düşüncenin kişiden kişiye değişeceğine inanmaktaydılar. “Her çeşit dogmacılığa götüren yoku kesen öğe, işte bu somutça insancıl olanı tanımaktı.”(1) Bunun da sonucu olarak herkes kendi davranışlarından sorumlu oluyordu. Böyle bir anlayışın varolabilmesi için hümanizmin temellerine hoşgörünün yerleştirilmesi şarttı. Nitekim bugün hümanizm deyince akla ilk gelen kavram hoşgörüdür. Hümanizm her türlü düşünceye, fikre hoşgörüyle yaklaşılmasını öngörür. Yalnızca temelinde mantık olmayan düşünceler hem düşünen hem de o düşüncenin yayılacağı kitleler için tehlikeli kabul edilir.
            İnsanı en yüce değer olarak kabul eden hümanizmin “demokrasi” ve “hürriyet” kavramlarına ne kadar önem verdiği aşikardır. Bu akım düşünce hürriyeti olmadan bireyin gelişemeyeceğine inandığından düşünceyi özgür kılmıştır









kaynaklar
Hümanizm(Çeviri: Nesrin Kale)
[1] Sinanoğlu, Türk Hümanizmi, s. 13
Eren Kurşun, İstanbul Bilgi Üniversitesi Kütüphanesi

11 Ekim 2011 Salı

Yeni Bir Macera:)

Evet sevgili formasyon dersi arkadaşlarım,
Blogger'da çok fazla blog takip etmeme rağmen kendi bloğumu bir ders için açacağımı hiç düşünmemiştim. İnteraktif ders anlayışına bayıldım! Keyifli paylaşımlar:))