18 Aralık 2011 Pazar

Davranışçılık üzerine video paylaşımı:)


Eklediğim video TheBigBangTheory adlı dizinin bir bölümünde geçen bir olay, dizinin karakterlerinden Sheldon, Penny'e doğru davranışlarını pekiştirmesi için positif pekiştireç olarak çikolata veriyor:)benim çok hoşuma gitti umarım beğenirsiniz.

P.S: Bölümün türkçe altyazılı versiyonu çok uzun ve konuyla ilgili olamayan kısımları fazla diye kesilmiş versiyonunu koyuyorum ama ne yazık ki bunun da alt yazısı yok.Ama ingilizceleri bayağı anlaşılır:)

L:Ok, I know what you're doing
S:Really?
L:Yes, you're using chocalate as a positive reinforcement for what you consider as correct behaviour!
S:Very good, chocalate?
L:Nooo, I don't....Sheldon, you can't train Penny like a lab rat!
S:Actually turns out I can
L:Well, you shouldn't
S:There's just no pleasing you, is there Leonard?You were not happy with my previous approach dealing with her so I decided to employ Upward conditioning techniques, building a world so I can be F.Skinner:))

10 Aralık 2011 Cumartesi

2haftalik yansıtma

Öncelikle sadece telefonumdan İnternet'e baglanabildigim için yazım biraz düzyazi seklinde olacak...
Gecen hafta dersten aklımda kalan cümleleri bir kenara not etmiştim onları olduğu gibi paylaşıyorum:
Cevre koşulları genetik sınırları çizer.her bireyin tüm yetenek alanlarında son noktaya gelmesini istiyoruz . Haber verici önce ya da sonra verilebilir. Benzer uyarıcılara aynı tepki verilir. Koşullama bir şeyi sevdirmek veya olumsuz imajı gidermek için kullanılır.cezanin istenmeyen davranışı engellemede hiçbir etkisi yok.ogrenilmis çaresizlik :beni şimdiden sınıfta bırakın gibi. Pire ve balik deneyi.ard arda bir sürü basarı yakalarsa üstesinden gelir.

Bu hafta artık davranışı kuramlarda epey bir yol kat ettik. Davranışı kuramların sevdiğim tarafı bir olayı parçalara ayırarak ve sebep-sonuc iliskisine bakarak yaklaşımda bulunmaları...böylece daha tekrarlanabilir ve gözlenebilir oluyorlar ki bu da bir nevi bilimselliklerini gösteriyor diğer yandan daha önce Dr.sigmund Freud'un kuramının da mantıklı gelen noktaları olmuştu o acıdan bakınca da davranışı kuramların isi bir bakıma daha basite aldıklarıni idusunuyorum...bu insanı inceleme acısından iyi bir seyken bilinc Disi ve bilinçaltını gözardi etmesine yol acmış
Sonuc olarak insanı ve öğrenmesini anlamak yolunda bir çok sağlam kuram kurulmuş ki bunların hepsinin bugün ki gelişmemize önemli katkıları olduğunu düşünüyorum ...

20 Kasım 2011 Pazar

Ericson,Maslow ve Hümanizm...


İşte Ericson'ın kişilik gelişim kuramının aklıma getirdikleri:) Family guy'ımız 3-6 yaş arasında girişimcilik-suçluluk döneminde sürekli soru sorup cevap almak istiyor:))


Maslow'un kendini gerçekleştirme yolundaki bireyin özelliklerine katılmakla birlikte ihtiyaçlar hiyerarşininin karmaşık bir yapı olduğunu düşünüyorum. Bir aşamadaki ihtiyaçlar bir noktaya kadar karşılanmadıkça bir üst basamaktaki ihtiyaç hissedilmezken bazen anlık olarak farklı konular için alt basamaklara düşmüş olabiliriz. Örneğin kendimizi değerli,saygın ve başarılı hissettiğimizde bile hayatımızdaki önemli bir kişiyle sorunlar yaşadığımızda o ilişki için ait olma-yakınlık ihtiyacı hissedebiliriz.

Hümanizm

Felsefi ve edebi bir düşünce olan hümanizm İtalya'da 14.yy'ın ikinci yarısında ortaya çıkıp modern kültürün önemli bir unsuru olarak Avrupa'nın diğer şehirlerine de yayılmıştır.Hümanizm insanın değrini kabul eden; onu herşeyin ölçütü olarak tanımlayan,insanın doğasını, yetilerini ya da ilgilerini konu alan bir felsefedir.Hümanizm eğitimden hukuka kadar birçok alana yön vermiştir.

Hümanistik Psikoloji akımını etkileyen ilk adımlar Avrupa’daki varoluşçu analitik eğilimdir. Bu eğilim hem
 felsefenin insanın klinik incelenmesine uygulanması arzusu hem de Freud’un insan modeline tepki olarak 
doğmuştur. Birleşik Devletlerde 1950’lerin sonuna doğru benzeri bir hareket başlamış, 1960’larda bu hareket
yüzeye çıkmıştır. Akademik Psikolojide 1950’lere kadar iki önemli ideoloji okulu egemendi: Davranışçılar ve
 psikanaliz. Bazı Kişilik Kuramcıları 1940’larda hem davranışçılığın hem de psikanalizin sınırlılıklarından rahatsız olmaya başladılar (Örneğin, Allport, Maslow, Rogers). Bu iki yaklaşımın insanı insan yapan en önemli bazı özellikleri dışladığını düşünüyorlardı (Örneğin, seçim, sevgi, öz farkındalık). 1950’de bu kişiler resmi olarak “Hümanist Psikoloji” adını verdikleri yeni bir ideolojik okul kurdular. Böylece psikolojide “üçüncü güç”
doğdu. 1961 yılında Amerikan Hümanist Psikoloji Derneği Hümanist Psikoloji dergisini kurdu. Derginin yazı
 kurulunda Carl Rogers, Rollo May, Abraham Maslow gibi isimler vardı.
Hümanizmin birçok temel prensibi vardır. Hümanist düşünürler realisttirler. Hayatın her yönünü keşfetmeye çalışır, hiçbir düşünceden kaçmazlar. Yine bu bağlamda insanı olduğu gibi, bütün yönleriyle onaylar, kavramaya çalışırlar. Hümanizm, insanı bu denli gerçekçi bir biçimde kabul etmesi ve incelemesinin sonucunda onun en karanlık yönlerini, derinlerde yatan çelişkilerini ortaya çıkarmıştır.
            Hümanistler mevcut hiçbir doktrini takip etmemiş, bütün dogmaları sorgulanabilir kılmışlardır çünkü anlamanın ve düşüncenin kişiden kişiye değişeceğine inanmaktaydılar. “Her çeşit dogmacılığa götüren yoku kesen öğe, işte bu somutça insancıl olanı tanımaktı.”(1) Bunun da sonucu olarak herkes kendi davranışlarından sorumlu oluyordu. Böyle bir anlayışın varolabilmesi için hümanizmin temellerine hoşgörünün yerleştirilmesi şarttı. Nitekim bugün hümanizm deyince akla ilk gelen kavram hoşgörüdür. Hümanizm her türlü düşünceye, fikre hoşgörüyle yaklaşılmasını öngörür. Yalnızca temelinde mantık olmayan düşünceler hem düşünen hem de o düşüncenin yayılacağı kitleler için tehlikeli kabul edilir.
            İnsanı en yüce değer olarak kabul eden hümanizmin “demokrasi” ve “hürriyet” kavramlarına ne kadar önem verdiği aşikardır. Bu akım düşünce hürriyeti olmadan bireyin gelişemeyeceğine inandığından düşünceyi özgür kılmıştır









kaynaklar
Hümanizm(Çeviri: Nesrin Kale)
[1] Sinanoğlu, Türk Hümanizmi, s. 13
Eren Kurşun, İstanbul Bilgi Üniversitesi Kütüphanesi

11 Ekim 2011 Salı

Yeni Bir Macera:)

Evet sevgili formasyon dersi arkadaşlarım,
Blogger'da çok fazla blog takip etmeme rağmen kendi bloğumu bir ders için açacağımı hiç düşünmemiştim. İnteraktif ders anlayışına bayıldım! Keyifli paylaşımlar:))